Bir Tutam Savaş

Bir Tutam Savaş

Bir hücrenin can bulmasıyla başladı küçük hayatı. Çınar köklerini saldığında toprak irkildi birdendire.Yer ve gök arasındaki zorlu yolculuktu onunkisi. Yeni dünyaya açılan pencereden etrafına belirsizce bakacaktı başlarda. Neler olduğunu anlamadan hazırlayacaktı kendini varolmuşluğun getirdiği acıyla. Belki bir gün mutluluğu yakalayabilecekti ya da birbiri ardına elen acı olaylar onu bulacaktı her zaman. Bilinmezliğin ortasında savurup onu rüzgar görmediği diyarlara doğru uçuracaktı.Böyle bir ummanın ortasında yüzecekti. Adı hayat olan ve “kader “ dedikleri pamuk ipliğine bağlanan inanca boyun eğecekti. Ne olacaktı hayatında sonu neydi? Ya erkenden göçüp gidecekti kelebek misali ya da bir asırlık ömür yaşayacaktı..

Bir insan nasıl dünyaya gelir?

Biz insanlar doğar yaşar ve ölürüz. ‘Dünya’ denilen  yuvarlak kürede bir insanın hayatta kalabilmesi için gerekli yaşam koşulları bulunuyor ve bu yüzden de insan ırkı burada hayat bulup can veriyor. Tabiki öldükten ve beden yok olduktan sonra nereye gideceği meçhul. Ruh denen enerji var mıdır? ve öldükten sonra nereye gidiyor? Bu farklı dini inançlara göre değişiyor ve her dinde ruh ve beden çeşitli şekilde sona ulaşıyor. Her düşünceye, dini inanca rağmen bir döngü olduğu aşikardır. Birileri ölecek ki diğerleri dünyaya gelebilsin.

 

İnsan Neden Kaderine boyun eğer ve kendisinin  karar verme yetkisi var mıdır?

İslam inancına göre kadere inanmak Müslümanlığın temel şartlarından biridir. Kadere inanmamız gerektiği ve buna göre hayatımızı şekillendirmemiz gerektiğini söylenir. Tabiki biraz da kendi kararlarımızın da kaderde etkili olduğunu söyler bazıları. Şöyle ki siz iyi bir insansanız etrafınıza da iyilik saçıp hayatınızı iyi yönde sürdürebilirsiniz.İyilik yap iyilik bul bu değil mi temel amaç….

 

Peki iyilik yaptığımızda karşılığını bulabiliyor muyuz?

Her zaman iyi bir insansınız ve herkese iyilik yapıp sevindiriyorsunuz diyelim. Fakat karşılığını alamıyorsunuz… Bir süre sonra bundan yakınıp “artık iyi bir insan olmayacağım” diyorsunuz.

Eğer böyle düşünüyorsanız derhal kendinizi toparlayın. Çünkü iyilik karşılıksız yapılan bir olay ve gönül işidir.İki farklı el düşünün evet evet iki farklı insan eli… özünde bunlar eldir, etten kemikten oluşan… Fakat farklı da olsa aynı vücuttaki iki el de olsa birbirinden farklıdır. En somut örnek biri diğerinden daha büyüktür.İşte insanlar da bu iki el gibi özünde ve yaratılışında insan ama illa ki birbirlerinden farklılar. Herkes aynı düşünmez. Büyüdükleri ortam büyüten kişiler, kültür seviyeleri, görgüleri, eğitim seviyeleri farklıdır. Bir insanı sevmesini bilmiyor diye suçlamamız yanlıştır. Biz de vazgeçip sevmezsek sevgiyi öğretmezsek sevmesini nasıl öğrenecekler…

Gamze ŞAFAK
By Gamze ŞAFAK Haziran 8, 2016 11:16